Tefrika, Bölüm 1
Mektup Mu?
"Kapı çalıyor Cevdet Bey bakıverir misin, ellerim hamurlu. Huuu? Ah Cevdet, uyuya kaldın değil mi o radyonun başında? Pencere de açık, sonra o böbreğin ağrır tabi. İnsan kendi kendinin doktoru olacak bu yaştan sonra. Geldim kapı, geldim. Hayır, yetmiş yaşındayım ben, haberin var mı senin?" Bir yandan başörtüsünü bağlamaya çalışarak bir yandan da böyle söylenerek merdivenlerden aşağı indi Lütfiye teyze.
"Kim o?"
"Postaa."
Önce yavaşça araladı ağır tahta kapıyı. Postacı olduğuna emin olunca sonuna kadar ittidi arkaya.
"Söylesene çocuğum 'postacıyım teyze, açabilirsin' diye. Hiç radyo dinlemiyor musun sen, neler neler geliyor bu yaştaki insanların başına. Neyse, ne gelmiş de bakayım?"
"Teyzem, dedim ya postacı diye. Mektup gelmiş size Artvin'den. Bak bence pek hayırlı bir mektup değil, ben sana demiş olayım. İnşallah cenaze neyin değildir, başka türlü kim yollayacak taa oralardan mektup size. Önemli demek ki mevzu. Gerçi ben güneşe tuttum ama okuyamadım. Aç hele bakalım bakalım neymiş, neyin nesiymiş?"
"Mektup mu? İyi de çocuğum benim bildiğim bizim hiç tanıdık yok ki oralarda? Kimin cenaze haberi gelsin bize?"
"Valla teyzem bir tek adres bir de gönderenin adı var. Gerisini ben de bilmem. Aç bakalım cenaze miymiş?"
"Bu evde bizden önce Fikriyeler oturuyordu. Onun kaynatas... Hadi çocuğum hadi işine bak sen. Sağ ol, kolay gelsin."
"Ama teyze en heyec..." demeye kalmadan kapıyı kapattı Lütfiye Hanım. Bari cenaze mi onu söyleseydin diye boğuk bir ses geldi kapının dışından.
"Meraklıya da bak sen. Hâlâ cenaze miymiş onu soruyor. İlla ölsün mü biri? Hem cenaze olsa ne olacak, gidecek misin? Yetmiş yaşında insanın yanında ne kötü şeyler konuşuyorsun sen öyle?" diye içinden geçirdi. Kapının kıyısındaki tekli koltuğa oturup mektuba baktı. Artvinden kim ne yollardı ki kocamış iki insana?
...
...
"Artvin diyor hanım burada. Bizim oralarla bir bağlantımız yok ki hiç. Adres bizim burası olduğuna göre bu mektup kesin Fikriyelere geldi, Fikriyenin beyi oralıydı ya, babasıdır bu adam. Belki de taşınıp gittiklerini bilmiyor. Allah bilir boşandıklarını da bilmiyordur."
"Kimseler bir şey bilmiyor ki onların hakkında Cevdet. Kim bilir şimdi biri bir yerde öbürü başka bir yerdedir. Sen aç istersen mektubu. Adamcağız bilmiyorsa da ev sahibi olarak uygun bir dille geri cevap yazar olanları anlatırsın. O da bilsin olup biteni."
"Olur mu acaba ki? Belki Fikriye'nin kocası yazdı adama mektup ama eline geçmedi. Yok yok âlemin mektubu açılmaz. Koy kenara, açmayalım bunu. "
"Cevdet Bey ya cenaze haberi vardıysa içinde? Ta oralardan kim ne yazsın bu kış günü? Hem haber neyin bekler durur adam, yazık değil mi?"
"Aç diyorsun yani? İyi madem, dinleyeyim seni."
"Bekle dur kuşağını getireyim de beline sar. Uyumuşsun pencere kıyısında. Sarmazsan mektup bitmeden ağrın başlar, ben sana diyeyim. Hiç dikkat etmiyorsun ki kendine. Yetmiş yaşında adamsın, belli bir yaştan sonra insan kendi kendinin doktoru olacak canım. "
"Tamam iki gözüm tamam. Getir hadi de sonra okuyalım şunu."
...
" Selamünaleyküm canım annem ve babam..."
iletişim: nihalyasarr54@gmail.com 📮
iletişim: nihalyasarr54@gmail.com 📮

🌸🐥
YanıtlaSilEe sonra devamı ne zaman geliyor? ☺️☺️
YanıtlaSilNasip olursa bir iki hafta sonra gelecek 🎈
SilSabırsızlıkla bekliyorum🌿
YanıtlaSil👀🌹🍃
YanıtlaSil