Cemile'nin Sessizliği
Ben geldim. Hoşbuldum hoşbuldum.. Merak etmedin değil mi? Bu sabah pek uyku tutmadı, hazır erken uyanmışken çıkıp eve bir şeyler alayım dedim, çıkmışken sahile de uğradım. Poşetleri bırakayım hemen geliyorum yanına.
Çay demlensin bi, sonra kahvaltıyı hazırlarım. Hem bu arada iki çift lâf ederiz. Radyoyu çıkarken kısık da olsa açmıştım uyanırsan sıkılmayasın diye. Kapatmamışsın. Bak ne güzel, en sevdiğin şarkı buydu değil mi?
Salih abiyle karşılaştık sahilde. Bilmiyorum yakın zamanda gördün mü ama o delikanlı görünüşünden eser kalmamış. Hep o oğlu olacak hayırsız yaptı adamı böyle diyor konu komşu. Anlatılanları bir duysan. Ben baştan inanmamıştım ama ne yalan söyleyeyim görünce acaba mı dedim. Bizim köydeki hendeklere benzeyen derin çukurlar var adamın yüzünde. Dert mi süzülüyor oralardan anlamadım. Nasıl dikkatli bakıyorsam artık o çukurlara, yakaladı beni. Ben gözümü kaçıracak yer ararken, o ne yaptı biliyor musun cemile. Kaçmadan, gözümün içine baka baka anlattı adam. Gözümün içine baka baka ağladı cemile inanmayacaksın.
Meğer bunun çok seneler evvel sevdiği biri varmış. O zamanlar Salih abi anadolunun bağrından kopmuş bir yağız genç, gelin ise naif mi naif bir istanbul hanımefendisi. Bu ikisini gönül yolunda buluşturmuş mevlâ. Git gel git gel oğlan tarafı olsun bu hayırlı iş demekten yılmış, kızın tarafı hayır demekten yılmamış. Salih abi Allah rahmet eylesin ama bizim kayınpeder pek bir inatçıydı diyor. Neyse bakmışlar bu işin olacağı yok. En sonunda kaçmışlar oğlanın memleketine. Kızın elinde bir sarı hasır çanta, salih abi bir baş kendisi. Gittikleri yer Erzurumun bir köyü. Salih abi de çok olmuş köyden çıkalı ama işte kaderimizin orası olduğunu hissettim sanki, oraya vardım diyor. Kız istanbullu, evin bir kızı, babası elini sıcak sudan soğuk suya sokmamış. Bak sen hiç beklemezsin belki şimdi ama yıllarca ne ben onu kırdım, ne o beni. Bir kez bile garibanlığımı yüzüme vurmadı Allah bin kere razı olsun. İşte böyle böyle gül gibi geçinip gidiyorduk. Pederler inatçı, o günden bu yana konuşmuyorlar bizimle, anneler desen perişan. Böyle bir yanımız buruk olsa da yaş alıp gidiyorduk ne yapalım, dedi.
2 eylül.. Oğlu mehmet doğacakmış, ilçeye hastaneye gidiyorlar. Hafize ablanın elinde aynı sarı hasır çanta. Son virajda frenler boşalıyor, kaza, kan derken gözünü hastanede açıyor Salih abi. Mehmeti getiriyorlar yanına, hanım yok. O an yıkıldım, sanki Dünyada bundan daha ağır hiçbir acı yok gibi geldi bana diyor. Pederler ise hâlâ inatçı. Cenazede bile yoklarmış böyle inat mı olur? Cemile tam o an iki damla yaş aktı salih abinin gözünden, öyle görünce hüngür hüngür ağlayasım geldi.
Zaman akıp dururken Salih abi Mehmetin aldığı nefesi iki canlık saymış, iki kere dikkat etmiş dizindeki yarayı sararken, iki kişilik sarılmış, iki kişilik sevmiş. Hafizemden emanet demiş. Cenazeydi, sünnetti, hastalıktı gücü yettiğince atlatmış bir başına hepsini.
2 eylül.. Mehmet yirmi yaşında. Tam yirmi yıl sonra aynı gün toprağın altında. Aynı virajda buluyor kaza onu. Salih abi diyor ki sanki hafize gidince kırılacağımı yıkılacağımı bildiğinden Allaha yalvarmış, oğlumuz için bir yirmi yıl istemiş o virajda. O gün yine aynı yerde süre dolmuş. Hep böyle düşündüm, hafizeye hiç kırılmadım. İstesem de kırılamazdım ben ona dedi.
Cemile inanmazsın ama o dar zamanda bile pederler hâlâ inatçıymış. İşte Salih abi o gün bu gündür susmuş. Konuşacağım kimim kaldı ki diyor.
2 eylül.. Mehmet yirmi yaşında. Tam yirmi yıl sonra aynı gün toprağın altında. Aynı virajda buluyor kaza onu. Salih abi diyor ki sanki hafize gidince kırılacağımı yıkılacağımı bildiğinden Allaha yalvarmış, oğlumuz için bir yirmi yıl istemiş o virajda. O gün yine aynı yerde süre dolmuş. Hep böyle düşündüm, hafizeye hiç kırılmadım. İstesem de kırılamazdım ben ona dedi.
Cemile inanmazsın ama o dar zamanda bile pederler hâlâ inatçıymış. İşte Salih abi o gün bu gündür susmuş. Konuşacağım kimim kaldı ki diyor.
İşte bugün karşılaşınca, ben de o derinliklerde yakalanınca anlattı bütün bunları. O hayırsız evlat hikayeleri de hep salih abi sustukça türemiş şeylermiş anlaşılan. Üzülmesin diye insanların ne dediğinden bahsetmedim ona. Bilmese daha iyi. Onun hikayesinden de kimseye bahsetmeyeceğim. Onlar da bilmesinler, daha iyi. Hem sana okuduğum kitapta demişti ya, çok beğenmiştik:
"Belki de hatıra tasarruftan kurtulmuş bir ölü olduğu için; artık üstünde kimsenin gözü, müdahalesi, tesîri kalmamış bir mahremiyete dayanıp yaslanmış olduğu için ona bu kadar yakın, dost ve aşinayız."* İşte ben de salih abinin bu dostluğunu bozmak istemiyorum.
İşte böyle hanım.
İşte böyle hanım.
Hadi seni koltuğuna oturtayım da ben kahvaltımızı hazırlayım, çay demlenmiştir. Pencerenin kenarına kurarım, bak yağmur da yağıyor, hem izleriz hem kahvaltımızı yaparız.
Cemile. Salih abi duymuş kazayı, ayaklarının tutmayışını, bu sessizliğini. Geçmiş olsun dediğimi söylersin dedi.
Cemile. Çok şükür değil mi?
Cemile. Çok şükür değil mi?
Cemile. Hani ben de iki kişilik konuşuyorum filan ya sürekli, senin başını ağrıtmıyorum değil mi?
*Semiha Ayverdi/Yusufcuk 📖
*Zeynep Taşdelen 📷
*nihalyasarr54@gmail.com 📬
*Zeynep Taşdelen 📷
*nihalyasarr54@gmail.com 📬



Yorumlar
Yorum Gönder